Ana Sayfa  
Önsöz  
Modern Sanatın Doğuşu  
Eserler  
Kaynakça  

 


William Turner
Kar Fırtınası:
Limanın Dışındaki Gemi (1842)

Turner bu fırtına sahnesine soyut sanatçının tavrı ile bakmış, ışık renk ve hareket etkilerini solgun renklerle resmetmiştir. Diğer resimlerinde olduğu gibi burada da hareket içindeki coşkuyu ve heyecanı göstermektedir. Bu resim de gelenekten kopuşun en iyi örneklerinden biridir (7,9,26).

 






John Constable
Havuz (1824)

Constable gümüş rengi vurgulamaları ve zengin renkleriyle doğanın güzelliğini göstermeye çalışmıştır. Gördüklerini abartmamış ya da sol-gunlaştırmamıştır. Gördüğünü bo-yamaya çalışmıştır. Diğer gerçekçi ressamların fırça vuruşlarından biraz daha kaba çalışmıştır. Spontane renkler kullanarak atmosferi yakalamayı başarmıştır. Işık kullanımı izlenimcilere ilham kay-nağı olmuştu (2,9,28).

 






Caspar David Friedrich
Umudun Enkazı (1824)

Friedrich'in bu resmi çok gerçekçidir. Ro-mantik akımın önemli üyesi olduğu için eserlerinde doğayı melankolik betimler. Bu resimde buz kütlesinin görünümü izleyici- de ürkütücü izlenim bırakır (9).

 






Caspar David Friedrich
Silezya Dağları (1815–20)

Bu manzara resmi şiirin liriksellik özelliğini taşımakta, Çin manzara resimlerini anımsatmaktadır. Işığın ve zıt renklerin kullanımı izleyicide heyecan uyandırır (7).

 




 
 


Jean- Auguste
Dominique
Ingres
Valpiçonlu Yıkanan Kadın (1808)

19.yüzyılın en önemli muhafazakâr ressamı Ingres, figürünü çok iyi aydınlatıp, mükemmel bir şekilde gerçeğe benzetmiştir. Boyun gibi yerler pek anato-miye uymasa da kıvrımlar çok iyi resmedilmiştir. Bu figürü Ingres daha sonra yapacağı “Türk Hamamı” adlı resminde kullanmıştır (2,7,9,18,29)

 






Eugene Delacroix
Cezayir (1830)

Delacroix, Cezayir'e giderek istediği basitliği yakalamaya çalıştı. Bu resimde görüldüğü gibi ön plandaki insanlar ve at net gözükürken arka plan daha bulanıktır. Ayrıca gökyüzünün mavisi gibi çok canlı renkler kul-lanılmıştır (7,31).

 






Eugene Delacroix
Fransız İhtilali (?)

Fransız İhtilali'ni konu alan en önemli resimlerden biridir. Delacroix bu eserinde bir hareket duygusu yaratabilmeyi başarmıştır. Figürleri resmi yücelten özelliktedir. Fransız Bayrağı'nı taşıyan kadın özgürlüğün sembolüdür. Diğer figürlerden daha büyük ve heybetlidir. Ressam özgürlüğü böyle yarıçıplak gösterdiği için eleştirilmişti (2,31).

 






Jean-Baptiste
Camille
Corot
Tivoli Manzarası (1843)

Corot da Constable gibi gerçeği yakalamak istiyordu ama bunu daha farklı bir biçimde yapıyordu. Bu resme durgunluk ve yazın ağırlığını verebilmek için daha soluk renkler kullanıp ayrıntıların üzerinde daha az durduğunu görüyoruz (7,30).

 




 
 


Gustave Courbet
Günaydın Bay Courbet (1854)

Courbet düzeni bozan ressamlardan biri olarak görülmüştü. Güzelliği değil gerçeği arıyordu. Bu tablo ilk başta basitliğinden dolayı çocukça görülmüştü. Kendini ceketsiz resmederek, kendilerini diğer sınıflardan daha yüksekte sayan sanatçılara bir eleştiri gönderilmiş. Resme melekler eklemesi istenince Courbet “Bana melek gösterin çizeyim” demiştir (3,7,9,33).

 






Jean-François Millet
Başak Toplayan Kadınlar (1857)

Köylüleri konu alan, onları aşağılayan ve bilgisiz gösteren resimlere karşın Millet'nin bu eseri onların yaptığı işi yüceltmekte, ne kadar kötü şartlar altında çalışıldığını göstermektedir. Figürlerin heykele benzeyen duruşları ve yürek burkucu sahnesiyle 19. yüzyılın en önemli resimlerinden biridir (7,9,32).

 






Edouard Manet
Kırda Yemek (1883)

Büyük bir tuvale renk lekeleriyle çalışılmıştır. Işık figürlerin hacimlerini azalt-mıştır. Siyah renge daha çok ağırlık verilmiştir. Manet sanatçıların akademisyenlik-ten ve edebi konulardan uzaklaşmaları gerektiğini düşünmüştür. Toplumun büyük bir kesimi bu resmi beğenmemiştir (3,9).
 






Edouard Manet
Balkon (1868-69)

Manet bu resminde de siyah renge ağırlık vermiştir. Goya'nın „Balkon“ isimli resmine çok benzer bir “gizem” mevcuttur. Ressam, burada üç arkadaşını resmetmiştir. Goya'nın resmine göre kafalar daha basık görülür. Sağdaki kadının düzgün bir burnu bile yoktur. Manet gün ışığında bazı hatların net olarak görülemeyeceğini düşünmüştür. Aslında tabloda edindiğimiz izlenim basıklık değil derinliktir. Ayrıca parmaklıklar geleneksel renk uyumunu hiçe sayarak daha göze batan bir renge boyanmıştır (3,7,35).

 




 
 


Edouard Manet
Kayıkta resim yapan Monet (1874)

Empresyonizm'in tipik örneği olan bu resim ilk bakışta özensizce yapılmışa benzer. Fakat bu tip resimler bir bütün olarak ele alınmalıdır. Empresyonistler resmi olabildiğince çabuk yapmak için kaba fırça darbeleri kullanırlardı (7,34).

 






Claude Monet
St. LazareTren Garı (1877)

“Ressamlarımız tren garlarındaki şiirselliği keşfetmelidir” demiş Zola. Birçok empresyonist gibi Monet de bir tren istasyonunu resmetmiştir. Bu resim çok basit bir eser olarak görülüp eleştirmenler tara-fından küstahlık olarak değerlendirilmişti. Monet manzaranın izleyici üzerindeki izlenimi üzerinde duruyordu. Renk tonları çok dengeli bir şekilde ayarlanmıştı (3,7,36).

 






Camille Pissaro
İtalyan Bulvarı (1897)

Pissaro, bu resminde Paris' teki İtalyan Bulvarı' nın izlenimini yansıtmaya çalış-mıştır. İnsanları adeta lekeler gibi resmetmişti. Diğer empresyonist resimler gibi bu resme de uzaktan bakmak gerekir. O zaman konu bir bütünlük kazanır (7).
 






Pierre-Auguste Renoir
Moulin de la Galette 'de dans (1876)

Renoir çok fazla figür içeren bu resminde canlı renklerle mekân- daki eğlenceyi ve coşkuyu gös- termek istemiştir. Ortadaki çift ressamın en sevdiği model ile İspanyol ressam Cardenas'tır. Uzağa bakıldıkça figürler bula- nıklaşırken yakındaki figürler daha belirgindir. Resimde bir hareket duygusu yaratılabilmiş- tir (3,7,9,37).

 




 
 


Paul Cezanne
Provence (1886–90)

Cezanne'ın dış hatları çizmeye gerek duy-madan fırçanın yönünü nasıl değiştirdiğini, tablonun üst tarafındaki derinlik hissini fe-da ederek alt taraftaki kayalara nasıl ha-cimsellik kazandırdığını görüyoruz (7,41).

 






Paul Cezanne
Sainte-Victoire Dağı (1885)

Ressam bu eserinde denge ve huzur duygusu yaratmış, izleyiciye düzeni zorla kabul ettirmeye çalışmamıştır. Derinlik duygusu kazandırabilmiş, çarpıcı açık renkler kullanmıştır. Bu dağı birçok kez resmetmiştir (3,9,40).

 






Paul Cezanne
Natürmort (1879-1882)

Dikkatlice incelenirse bardağın yamuk, meyve tabağının eğik olduğu, masanın düz olmadığı fark edilir. Cezanne buna rağmen resmine mükemmel bir uyum katmıştır (7).

 






Georges Seurat
Courbevoie (1886)

Noktalama tekniğinin öncüsü Seurat nok-taların beynimizde birleşip bütünlük oluşturacağını savunuyordu. Buna rağmen hacimsellik hissi alınamamaktadır (7,42).
 




 
 


John Singleton Copley
Binbaşı Pierson'ın Ölümü (1782-4)

İngilizleri n 1781'de Fransız işgaline karşı koyuşları anlatılıyor. Bir binbaşının ölümü sahnesi ayrıntılı, dramatik ve iyi aydınlatılarak resmedilmiş. Titiz üslubuyla Copley portre ressamı ola-rak tanındı. Daha çok tarihi konuları betimledi (9,20).

 






Jacques-Louis David
Marat'ın Ölümü (1793)

Fransız Devrimi'nin öncülerinden olan Marat, ressam David'in arkadaşıydı. David, Fransız Devrimi'nin resmi sanatçısıydı. Resimlerini devrimi yüceltmek ve Roma ihtişamına benzer bir etki yaratmak için yapmış-tı. Marat'ın cinayetini anlatmak için cansız bir beden, kanlı bir bıçak, mektup ve küvet resmedilmiştir. Parlak ışık ve koyu arka plan resmi daha çarpıcı kılan öğelerdir. David Klasikçilik ideallerine dönüş fikrinin öncü-lerindi (7,9,18,21).
 






Francisco Goya
Bir Balkondaki Grup (1810–15)

Goya'ya İspanyol Sarayı'nda yer kazandıran resimlerden birisidir. Önde baştan çıkaran iki kadın ve arkada kötü niyetli iki adam balkondan bakmaktadır. İpeği ve altını resmetmesindeki başarısı Tiziano ve Velazquez'i anımsatıyor. Goya modelleri- ni çarpıtarak aptallıklarını, çirkinlik-lerini ve kötülülüklerini çekinmeden resmetti (7,24).
 






Francisco Goya
Dev (1818)
 
Evlere ve şatolara bakarak devin ne kadar büyük olduğunu anlayabiliriz. Gelenekten kopuşun boy gösterdiği resimlerden biridir (7,25).
 




 
 


Francisco Goya
İsyancıların Ölümü (1808)

Goya ruhundaki isyancı yönünü ortaya çıkararak tarihteki vahşi olaylardan birini tuvale aktarmıştır. Ressamın bu “kara resminde” Fransız askerleri, özellikle ışıklandırdığı İspanyol vatanseverlere nişan almıştır. Beyaz gömlekli adam son sözlerini haykırmaktadır. Bu resim Goya'nın en önemli yapıtlarından biridir (5,22).
 






William Blake
Günlerin Atası (1794)
 
Blake bu resminde kafasında yarattığı tanrıyı resmetmiştir. Urizen adını verdiği bu varlığı betimlerken Michelangelo'nun “Baba Tanrı” figüründen esinlenmiştir. Blake, Urizen'in kötü ruhlu bir yaratık olduğunu düşündüğünden karanlık ve fırtına etkisi yaratarak resmi daha ürkütücü kılmaya çalışmıştır. Urizen bu resimde dünyanın yaratıcısı olarak görülmektedir. Bu resim modern sanatın ilk eserlerinden biri olmuştur (7,23).
 






William Turner
Kartaca (1815)

Turner'ı resimleri ışık, canlılık ve güzelliklerle dolu bir dünyada geçmektedir. Bu resminde de görüldüğü gibi canlılık ve hareket ön plandadır. Turner resmi daha çarpıcı yapabilmek için sahneyi kusursuzca oluşturmuştur (7,27).

 






Katsushika Hokusai
Dalgalar (?)

Hokusai Japon resim sanatının büyük ustalarından biridir. Perspektif kurallarını hiçe sayarak basit konuları ele almış, empresyonistlerin ilham kaynağı olmuştur (9,38).

 




 
 


James Abbott McNeil Whistler
Whistler'ın Annesi (1871)

Bu resimde ilk göze çarpan kullanılan renklerdir. Siyah ve grinin tonları resme bir durgunluk ve hüzün duyguları yüklemiştir. Duvarda asılı olan resim de detaylı betimlenmiş bir ayrıntıdır. Whistler, Japon sanatından esin-lenmiştir. (3,7,39).
 






Edgar Degas
Henri Degas ve Yeğeni Lucie (1876)

Ingres hayranı olan Degas portrelerinde bir mekân izlenimi yaratmak ve değişik açılardan figürleri resmetmek istiyordu (7).

 






Edgar Degas
Başlama İşaretini Beklerken (1879)

Degas'nın getirdiği en büyük yenilik figürlerin resmedilişindedir. Bu çizimde balerinlerin duruşu ve bütünüyle resme alınmaması, bazılarının sadece kollarının ya da bacaklarının gözükmesi büyük bir yenilikti. Balerinlerin en zor hareketlerini bile çizebiliyordu (3,7).

 






Vincent Van Gogh
Otoportre (1889)

Akıl hastanesindeyken yaptığı bu resimde kendini acımasızca eleştirmektedir (16,43).

 




 
 


Vincent Van Gogh
Arles'deki Odam (1889)

Van Gogh'un amacı kendi duygularını renklerle betimlemekti. Bu eserindeki açık renkler onun coşkusunu ve heyecanını göstermeye yeterli. Gerçeği resmetmek istemediği için perspektife önem vermemiştir (3,7,16).

 






Vincent Van Gogh
Mısır Tarlası (1889)

Van Gogh resimlerine sıradan konular seçiyordu. Zeytin ağaçlarının kıvrımlı dallarının, selvi ağaçlarının ve bulutların alev benzeri biçimlerinin, kurumuş başakların sarı renginin güzelliğini ilk keşfeden o olmuştu. Bu resimdeki bütün renkler ve fırça vuruşları van Gogh'un ustalığını göstermeye yeterli (7,44).

 






Paul Gauguin
Te Rerioa (1897)

Gauguin Tahiti'deki yerlileri adeta ruhla-rınaki ilkeliği gösterecek kadar basit çizmek istiyordu. Avrupa'da Gauguin'in bu tip resimleri çok çocukça ve vahşice bulundu. Halbuki Gauguin'in Tahiti'de aradığı buydu. Bütün bu tip resimlerinde yerlilerin melankolik hali görülebilir (3,7,45).
 






Ferdinand Hodler
Thun Gölü (1905)

Japon sanatından etkilenen Hodler, derinlik izlemini feda edince resmin daha güçlü olacağına inanmıştı. Güçlü renkler kullanıp dış hatlar çizerek daha çok süslemeci bir manzara üslubu yarattı. Hodler daha sonra simgecilik ve Art Nouveau ile ilgilenmeye başladı (9,46).
 




 
 


Henri de Toulouse-Lautrec
Les Ambassadeurs (1892)

Lautrec daha çok afiş sanatına yönelmişti. Çizimleri kaba ve sade olmasına rağmen eserleri etkiliydi. Bu resminde bir Cabaret'nin afişi görülmektedir (7).

 






Pierre Bonnard
Açık Pencere ( 1920' ler)

Ressam, sıcak ve parlak renkler kullanarak sıcak ve dingin atmosfer yaratmış. Bonnard dış hatları ve renkleri sadeleştiren "Nabiler" adlı bir grubun üyesiydi. Bu grup için konu önemli değildi. Resimleri düz renklerden oluşuyordu ve duygular biçimler aracılığı ile belirtilmeye çalışılıyordu (9,62).

 






Edvard Munch
Çığlık (1895)

Ressam, bu eserinde ani bir heyecanın tüm duygusal izlenimlerimizi nasıl değiştirebileceğini göstermeye çalışıyor. Bütün çizgiler çığlık atan figüre doğru gidiyor (7,48).

 






Afrika Maskesi

Modern ressamların çoğu Afrika sanatının basitliği ve ilkelliğinden etkilenmiştir (4,47).

 




 
 


Kathe Kollwitz
Ölüm ve Acı (?)

Resimde çocuğunun ölüsünü kucaklayan bir anneyi görebiliriz. Bu üzüntü dolu sahne soyluları eleştirmek için kullanılmıştır (7,49).

 






Emil Nolde
Peygamber (1912)

Bu peygamber resmi bir afişi andırsa da izleyici üzerinde çok güçlü bir etkisi vardır. "Die Brücke" adlı topluluğun üyesi olan Nolde resimlerin basitleşince güç kazandığına inanıyordu (7,50).
 






Oskar Kokoschka
"Yoz Sanatçı"nın Portresi (1937)

Yenilikçi sanatı yüzünden baskı gören Kokoschka'nın bu resmi aslında oto portredir. Kendisini "Yoz Sanatçı" olarak adlan-dırmıştır. Fırça lekeleri bütünleşerek resmi oluşturur. Ekspresyonizmin gereği olarak renkler abartılmış, figürler çarpıtılmıştır. Böylece duygular kolayca anlaşılabilir (9,51).
 






Henri Matisse
Akşam Sofrası (Kırmızı Uyum) (1908)

Picasso'nun en büyük rakibi olan Matisse kaba ve ilkele yakın üslubundan dolayı "Fovist" olarak nitelendirilmişti. Matisse kırmızı rengi betimlemek için değil, ifade aracı ola-rak kullanmıştır. Perspektif kurallarını hiçe saymıştır. Daha sonradan kolaj yapmaya başlamış ama renk hep aynı rolü oynamıştır (9,53) .

 




 
 


Wassily Kandinsky
Kompozisyon (?)

Yarı soyut olan bu resim çeşitli şekil ve çizgilerden oluşmaktadır. Kulanılan renklerden ve biçimlerden bir duygu edinmemiz beklenir. Soyut resmin en büyük öncülerinden biri olan Kandinsky. kendi resminin ters çevrilmiş halini görünce eserini tanıyamamış, resmi yapan sanatçının adını sormuş, ama kendi eseri ol-duğunu anlayınca soyut resme daha çok hayranlık duymuştur. Çünkü resim baş aşağı durduğunda bile farklı duygular ve anlamlar elde edilebilir (7,9,52).

 






Pablo Picasso
Avignonlu Kadınlar (1907)

Modern Sanatın ilk yapıtlardan biridir. Picasso' nun Afrika kültüründen ne kadar etkilendiğini kadınların suratlarının Afrika maskelerine benzemesinden anlayabiliriz. Kadınların çarpıtılmış yüzleri ve vücutları, simetri kurallarının hiçe sayılması ve figürlerin farklı cephelerden görülebilmesi, eserin resim tarihinde ilklere girme- sine sebep olmuştur (4,14,58).

 






Pablo Picasso
Guernica (1937)

20. yüzyılın başyapıtı olan bu resim hem konu bakımından, hem de teknik bakımdan çok orijinaldir. Nazi uçaklarının Guernica adlı köyü bombalamasını konu alan resimde ölüm ve dehşet yayan figürler var (4,14,56).

 






Pablo Picasso
Keman (?)

Cezanne'dan etkilenen Picasso bir cismin derinlik yerine hacimsellik duygusu vermesini istemiştir. Sanatçı, bu resminde kema- nın en çok bilinen taraflarını yani sapını ve "f" şeklindeki boşluklarını, farklı açılardan göstererek betimlemiştir (4,54).

 




 
 


Fernand Leger
İnşaat İşçileri (1950)

Bu resim işçileri ve yaptıkları çelik konstrüksiyonu yüceltmek için yapılmıştır. Renkler çok sade, figürler son derece basittir (8,70).

 






Ben Nicholson
Kabartma (1934)

Nicholson da duygularını basit şekiller yaparak ve bunları bir düzene koyarak anlatmaya çalıştı (7,9,59).
 






Henri Rousseau
Joseph Brumer (1909)

Açıklık ve sadelikle resim yapan Rousseau akademiye gitmese de resimleri saf, çocuksu ve çok güçlüdür (6,7,9,61).

 






Paul Klee
Senecio (1922)

Bu resimde insan yüzü geometrik şekillere bölünmüştur. Klee kendi deyişi ile "çizgiyi yürüyüşe çıkarıyordu". Amacı çizgileri, renkleri ve biçimleri bir uyum içinde tutmaktı (9,55).

 




 
 


Piet Mondrian
Kompozisyon (1920' ler)

Karelerin ve dikdörtgenlerin içini renklerle doldurarak Mondrian bizde duygular uyandırmaya çalışmıştır (7,60).
 






Lyonel Feininger
Yelkenler (1929)

Resimde sadece derinlik değil hareket duygusu da mevcut (7,9,57)

 






Frida Kahlo
Su Bana Ne Verdi (1938)

Sanatçı bu resminde düşlerini göstermiştir. Aslında bu sanatçının kendi portresidir. Ayaklarının onun olduğunu baş parmağının kırık olmasından anlıyoruz. Detaylıca bakılırsa ressamın hayatından bir sürü kesit görülür (9).

 






Rene Magritte
Erkeğin Oğlu (1964)
 




 
 


Giorgio de Chirico
Aşk Şarkısı (1914)

Bizde bir gariplik duygusu uyandırmak isteyen Chirico farklı materyaller kullanarak adeta bir bilmece soruyor (7,63).

 






Salvador Dali
Uyku (1937)


Sürrealizmin ustası olan Salvador Dali bu eserinde uyuyan bir kimsenin başını res-metmiş. Dali ayrıntılara çok dikkat ettiği için resim gerçekmiş gibi duruyor. Des-teklerin dengesizliği uykunun ne kadar narin olduğunu gösteriyor. Genellikle çöl gibi bir zemin kullanıp arka planda da farklı biçimler çizer. Çarpıtılmış hayvanlara çok rastlanır. Bu resimde sol tarafta bir köpek bulunmaktadır (9,64).

 






Jackson Pollock
Kompozisyon (?)

Pollock, tuvalin hepsini kaplayacak şekilde boyaları akıtmış, bıçak ve çubuklarla yaymıştır. Bu tekniğe "Hareketli Soyut Resim" denmiştir. Yapıtın enerji dolu bir anlatımı vardır (7,67).
 






Nicolas de Stael
 




 
 


Franz Kline
Beyaz Biçimler (?)
 






Giorgio Morandi
Ölüdoğa (?)

Yalın renklerle yapılmış olan bu ölü doğa oldukça basit ancak çok güçlü bir resimdir. Nesneler saf olarak şiirsel bir güzellik edinmişlerdir (9,69).